Amaç: Yağ embolisi sendromu (YES), uzun kemik kırıkları ile ilişkili nispeten nadir görülen ancak potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir komplikasyondur ve yaklaşık %2-5 oranında görülür. Bu çalışma, bu tür vakalarda YES oluşumunu azaltmak için profilaktik bir önlem olarak kortikosteroidlerin kullanımını araştırmaktadır.
Yöntem: Bu retrospektif, tek merkezli çalışma, Ocak 2011’den Ocak 2012’ye kadar Arnavutluk’un Tiran kentindeki Travuma Üniversite Hastanesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma, alt ekstremite kırıkları tanısı konulan 232 hastadan oluşan bir kohort çalışmasını kapsıyordu. Birincil amaç, YES gelişiminde kortikosteroidlerin, özellikle 10 mg kg-1 dozunda metilprednizolonun profilaktik rolünü değerlendirmekti. Hastalar iki gruba ayrıldı: Grup 1, YES için kortikosteroid profilaksisi uygulanan 116 hastadan oluşuyordu ve Grup 2, YES için kortikosteroid profilaksisi uygulanmayan 116 hastayı kapsıyordu.
Bulgular: Grup 1’de YES insidansı %2,58 olarak kaydedildi ve ciddi solunum belirtileri gözlenmedi. Buna karşılık, Grup 2’de %11,20 oranında YES insidansı saptandı ve bu hastaların %6,03’ü yoğun bakım ünitesinde solunum desteğine ihtiyaç duydu. Yağ embolisi sendromu prevalansı, kortikosteroid profilaksisi uygulanan Grup 1’de, profilaksi uygulanmayan Grup 2’ye kıyasla önemli ölçüde daha düşüktü (p<0,05). Grup 2 hastalarında ayrıca artmış pulmoner komplikasyon vakaları görüldü.
Sonuç: Alt ekstremite kırıklarında kortikosteroid profilaksisinin uygulanması, YES insidansında belirgin bir azalma ile ilişkilendirilmiştir. Dahası, bu müdahale, YES ile ilişkili pulmoner komplikasyonları etkili bir şekilde azaltarak faydasını göstermiştir.
Anahtar Kelimeler: Yağ embolisi sendromu, kortikosteroidler, alt ekstremite kırıkları
Objective: Fat embolism syndrome (FES) is a relatively infrequent, yet potentially life-threatening complication associated with long bone fractures, exhibiting an incidence of approximately 2-5%. This study investigates the utilization of corticosteroids as a prophylactic measure to reduce the occurrence of FES in such cases.
Method: This retrospective, single-centre study was conducted at the Trauma University Hospital in Tirana, Albania, from January 2011 to January 2012. The study encompassed a cohort of 232 patients diagnosed with fractures of the lower extremities. The primary goal was to evaluate the prophylactic role of corticosteroids, specifically methylprednisolone at a dosage of 10 mg kg-1, in the development of FES. Patients were dichotomized into two groups: Group 1, consisting of 116 patients administered corticosteroid prophylaxis, and Group 2, encompassing 116 patients without corticosteroid prophylaxis for FES.
Results: Within Group 1, the incidence of FES was recorded at 2.58%, with an absence of severe respiratory manifestations. In contrast, Group 2 exhibited a FES incidence of 11.20%, out of which 6.03% necessitated intensive care unit respiratory support. The prevalence of FES was significantly lower in Group 1, subjected to corticosteroid prophylaxis, in comparison to Group 2, where no such prophylaxis was administered (p<0.05). Group 2 patients also displayed heightened instances of pulmonary complications.
Conclusion: Administration of corticosteroid prophylaxis in cases of lower extremity fractures was correlated with a notable reduction in FES incidence. Furthermore, this intervention demonstrated its merit by effectively attenuating pulmonary complications associated with FES.
Keywords: Fat embolism syndrome, corticosteroids, lower extremity fractures