Amaç: Trakeaözofageal fistül (TÖF), erken cerrahi müdahale gerektiren konjenital bir anomalidir. Cerrahi sonrası hızlandırılmış iyileşme protokolleri - ERAS, sonuçları iyileştirmek için yenidoğan cerrahi bakımında giderek daha fazla uygulanmaktadır. Anestezik indüksiyon ajan seçimi, iyileşme kalitesini ve süresini belirlemede önemli bir rol oynar.
Yöntem: Randomize, çift kör ve prospektif olarak dizayn edilen çalışmamıza TÖF onarımı geçiren 10 günden küçük 60 yenidoğan dahil edildi. Katılımcılara indüksiyon ajanı olarak propofol (1,5 mg kg⁻¹) veya ketamin (1 mg kg⁻¹) verildi, standart idame ve postoperatif bakım uygulandı. Çalışmamızın birincil sonucu, Modifiye Steward Skoru kullanılarak ekstübasyondaki iyileşme skoruyken, ikincil sonuçlar arasında mekanik ventilasyon süresi, yenidoğan ağrı ajitasyon ve sedasyon ölçeği kullanılarak postoperatif ağrı ve hemodinamik stabilite yer aldı.
Bulgular: Propofol grubunda derlenme skorları (ortalama 4,86 ± 0,89) ketamin grubuna (ortalama 3,09 ± 1,01) kıyasla anlamlı derecede daha yüksekti (p<0,001). Propofol grubunda ortalama mekanik ventilasyon süresi (18,00 ± 3,70 saat) ketamin grubuna (21,45 ± 2,55 saat) kıyasla daha kısaydı (p=0,001). Ameliyat sonrası ağrı skorları ketamin grubunda tüm zaman aralıklarında tutarlı bir şekilde daha düşüktü (p<0,05). Hemodinamik parametreler ketamin grubunda indüksiyon sonrası daha stabil ve yüksekti.
Sonuç: Propofol TÖF onarımı geçiren yenidoğanlarda daha hızlı derlenme ve daha kısa ventilasyon süresi ile ilişkiliyken, ketamin daha üstün postoperatif analjezi ve hemodinamik stabilite sağlar. Anestezi seçimi cerrahiye ve hastaya özgü ihtiyaçlara göre kişiselleştirilmelidir.
Anahtar Kelimeler: Trakeaözofageal fistül, infant, yenidoğan, propofol, ketamin, sonuç, ERAS
Objective: Tracheoesophageal fistula (TEF) is a congenital anomaly necessitating early surgical intervention. Enhanced recovery after surgery - ERAS principles are increasingly applied in neonatal surgical care to improve outcomes. The choice of anesthetic induction agent plays a pivotal role in determining recovery quality and duration.
Method: This was a randomized, double-blind, prospective clinical trial involving 60 neonates under 10 days old undergoing TEF repair. Subjects were assigned to receive either propofol (1.5 mg kg⁻¹) or ketamine (1 mg kg⁻¹) as induction agents, with standard maintenance anesthesia and postoperative care. The primary outcome was recovery score at extubation using the Modified Steward Score. Secondary outcomes included duration of mechanical ventilation, postoperative pain using the neonatal pain agitation and sedation scale, and hemodynamic stability.
Results: Recovery scores were significantly higher in the propofol group (mean 4.86 ± 0.89) compared to the ketamine group (mean 3.09 ± 1.01) (p<0.001). The mean duration of mechanical ventilation was shorter in the propofol group (18.00 ± 3.70 h) than in the ketamine group (21.45 ± 2.55 h), (p=0.001). Postoperative pain scores were consistently lower in the ketamine group at all time intervals, with significant differences (p<0.05). Hemodynamic parameters were more stable and elevated in the ketamine group post-induction.
Conclusion: Propofol is associated with faster recovery and reduced ventilation time, whereas ketamine offers superior postoperative analgesia and hemodynamic stability. Anesthetic choice should be individualized based on surgical and patient-specific needs.
Keywords: Tracheoesophageal fistula, infant, newborn, propofol, ketamine, outcome, ERAS